*Vefa Serisi 3 - Roberto Hilbert!

2010 yazında ülke futbolu iki transfer ile çalkalanıyordu. Beşiktaş, önce, Porto'dan, uzun zamandır peşinde olduğu Ricardo Quaresma'yı, sonra da Real Madrid'in efsane oyuncusu Guti Hernandez'i renklerine bağlıyor ve bu iki isme İnönü Stadı'nda görkemli imza törenleri düzenliyordu.

Bu iki ismin gölgesinde kalsa da Beşiktaş'ın o yaz yaptığı transferlerden biri de Stuttgart'tan aldığı kanat oyuncusu Roberto Hilbert'ti.

Hilbert, dört sezondur Stuttgart'ta oynuyordu. Takımın Bundesliga şampiyonu olduğu 2006/2007 sezonunda da kadrodaydı. O sezon ligdeki 34 maçın hepsinde oynamış, 7 gol 3 asist yapmıştı.

Beşiktaş kulübünün her zaman Alman kültürüyle ve futbolcularıyla bağları kuvvetli olmuştur. Bir düşünelim, Stefan Kuntz, Marcus Münch, Fabian Ernst, Michael Fink, Andreas Beck, Mario Gomez.. Hepsi Beşiktaş'a iyi oyunlar, iyi hatıralar ve güzel izler bırakmıştır.

Hilbert de bunlardan biridir.

Takıma ilk katıldığında asıl mevkisi olan sağ açıkta forma şansı buluyordu ancak zamanla aynı bölgede Quaresma, Holosko, Nihat, Simao gibi isimlerin daha çok tercih edilmesi sebebiyle, kendisi geride "sağ bek" pozisyonunda değerlendirildi. Bu mevkide de "hücumcu bek" olarak gayet iyi performans vermeye başladı.

Üç sezonda 110 maça çıktı. 9 gol 8 asist yaptı.

2011 Mayıs'ında takımla birlikte Türkiye Kupası'nı kaldırdı.

Beşiktaş tarihinin en zor sezonlarından biri olan, Feda Sezonu'nda, sözleşmesinin son senesi olmasına rağmen, takımı sahiplenip savaşıp, 32 lig, 3 kupa maçına çıktı.

*

2012/2013 sezonunun sonunda sözleşmesi yenilenmedi. Ülkesinin yolunu tutup Leverkusen'e gitti. Beşiktaş ise kendisinin yerini doldurmak için eski futbolcusu Serdar Kurtuluş'u renklerine bağladı.

Serdar Kurtuluş, aynı sezon Gaziantepspor'da çok iyi bir performans göstermiş olmasına rağmen Hilbert'in yerini dolduramadı. Beşiktaş iki sezon boyunca sağ bek krizi yaşadı. Hatta 2014/2015 sezonunun ortasında Porto'dan Daniel Opare kiralandı ancak o da fayda etmedi.

Bu kriz, 2015 yazında yine bir başka Alman olan ve yukarıda da ismini zikrettiğimiz Andreas Beck'in takıma  kazandırılmasıyla çözüldü.

*

Tüm bunlara rağmen, bugünden bakılınca Roberto Hilbert'in değeri yeteri kadar biliniyor mu?

Bence hayır.. Bu saatten sonra da bilinecekmiş gibi görünmüyor. Her zaman Gökhan Gönül ve Rosier'den sonra gelecek akla, hatta bazen hiç gelmeyecek..

Bahsettiğim şey sevgi değil, kendisini sevmeyen bir Beşiktaşlı olacağını düşünmüyorum, rakip taraftarlar için de asla antipatik bir oyuncu olmadı ancak yukarıda değer olarak bahsettiğim şey, kalite..

Bunun sebebi de ne yazık ki oynadığı üç yıllık sürecin Beşiktaş'ın en kaotik dönemlerinden birine denk gelmesidir.

Hilbert ilk sezonu hariç hiçbir zaman çok iyi kadroların içinde bulunmadı. Schuster (-ki çok başarılı değildi) ve Samet Aybaba hariç, Tayfur Havutçu ve Carvalhal gibi "çaylak" teknik adamlarla çalıştı.

Yani kendisi hiçbir zaman Gökhan Gönül'ün ya da Rosier'in Beşiktaş'ta sahip olduğu imkanlara sahip olamadı.

Bir düşünelim, 2016/2017 sezonunda önünde Babel, solunda Marcelo olan bir Hilbert nasıl bir performans verirdi ya da geçen sezon önünde Ghezzal, solunda Vida olan..

Futbolda bu tarz fikir yürütmeler, zaman ve şartlar düşünüldüğünde çok mantıklı değil biliyorum ama Hilbert'i bilmeyenlerin ya da hatırlamayanların zihninde bir fikir oluşması için yapıyorum.

Keşke kendisini Beşiktaş'ta biraz daha izleme şansımız olsaydı.

*

Dokuz numaralı formasıyla, Beşiktaş'ta izlediğim en iyi sağ bek: Roberto Hilbert!

Henüz benim gönlümdeki tahtını sarsan biri olmadı ne yazık ki..

Yorumlar

  1. Defansif anlamda Opare'nin yedeği olamazdı. Almanya'ya gittiği ilk sezonda en çok penaltı yaptıran ve en çok ofsayt bozan adamdı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. üç sezon beşiktaş'ta gösterdiği değiştiriyor bu istatistik, ayrıca bundesliga'ya da türkiye'den geri döndü, bunu da düşünmek lazım, opare'nin beşiktaş sonrası kariyeri de ortada..

      Sil

Yorum Gönder