*Domenec Torrent Farkı!

Domenec Torrent'in Galatasaray'ın başına geçmesinin üzerinden iki ay kadar bir süre geçti. Bu süre içerisinde kendisinin futbol adamlığı dışında neredeyse her şey konuşuldu. Zaten aldığı sorumluluk takımın ligde buulunduğu konum ve oynadığı oyun sebebiyle zorken, bir de taraftarın ve medyanın, bazen mobbinge varan, haksız baskısıyla karşılaştı.

Ancak Torrent tüm bu baskılara çok iyi bir üç maçlık performans ile cevap verdi.

Önce Nou Camp'ta, çok iyi bir defans ve kontrol planıyla sahaya çıkıp, "0 - 0" gibi ikinci maç için gayet iyi olan bir skor aldı. Hatta bazı pozisyonlarda şans biraz Galatasaray'ın yanında galibiyetle bile dönülebilirdi, Barcelona deplasmanından..

Sonra evinde Beşiktaş'a karşı net bir skorla ve daha da önemlisi net bir oyunla çok iyi bir galibiyet aldı.

Bu maçta Galatasaray'ın Beşiktaş'a sağladığı üstünlüğün iki sebebi vardı:

1. Tempo: Buna çok önem veriyorum. Çünkü yıllardır özellikle çok tempolu geçtiği iddia edilen derbilerin aksine bu maçta bir takımın tempoyu kontrollü bir şekilde, kademe kademe ve rakibe 2. ve 3. bölgelerde yapılan şok preslerle de destekleyerek, yükselttiğini gördük ve Beşiktaş'ın da yanlış kadro seçimi nedeniyle Galatasaray'ın bu oyununa cevap veremediğini de gördük. Ki zaten bu sebeple ilk yarı bitmeden Önder Karaveli, ön alanda yükselen tempoya ve yedikleri prese, presle karşılık verebilmek için Güven ve Kenan'ı çıkarıp, Batshuayi ve Larin'i oyuna soktu.

Hatta daha da dikkat çekeni, alışık olmadığımız bir şekilde, Atiba gibi bir oyuncunun verilemeyen bu cevp sebebiyle sinirlenip, hırçınlaştığını gördük.

Başta da söylediğim gibi yıllardır tempolu geçtiği iddia edilen derbilerde biz bir planı değil, maçın içinde kendiliğinden ortaya çıkan kaosu seyrettik. Domenec Torrent'in Galatasaray'ı ise bize bir "tempo ve şok pres" planı izletti.

2. Güç: Tempoyu ayarlamak ve şok pres yaparak oyunu kontrol etmek istiyorsanız ve bunu da tüm maça orantılı bir şekilde yaymak istiyorsanız, güçlü olma zorunluluğu kaçınılmaz bir kriter zaten..

Galatasaray takımının Domenec Torrent yönetiminde yükselen kondisyon ve fizik gücünün etkilerini en net Beşiktaş karşısında gördük. 

Sezon ortasında gelmiş ve istediği gibi kamp ve yükleme fırsatı bulamamış bir teknik direktörün takımı yoğun ve gergin fikstürde bu seviyeye getirmesi dikkate değer..

*

Dün akşamki Barcelona maçında da takım aslında 90 dakika boyunca oyundan ve maçtan kopmadı. İlk yarıda skoru dahi buldu ancak dikkatin dağıldığı iki pozisyonda yenen iki gol sebebiyle tur kaybedildi.

Yenilen ilk golde dikkatimi çeken nokta şuydu ki, Marcao ve arkasından gelen Galatasaraylı oyuncudan biri kayarak müdahele etmeye çalışmayıp, Pedri'nin karşısında ayakta kalsa belki Pedri istediği şut fırsatını bulamayacaktı. (Marcao aynı hatayı Trabzonspor maçında da yaptı ayrıca, buna çözüm bulmalı..)

Dediğim gibi iki golde dikkat kaynı sebebiyle geldiği için oyuncuların verdiği reaksiyonlar da biraz panik halinde oldu..

Son olarak değinmek istediğim bir nokta daha var.

Özellikle Beşiktaş'ın bu seneki Şampiyonlar Ligi'ndeki grup mücadelesi sırasında hep söylenen bir söz vardı: Avrupa ile makas çok açıldı..

Gerçekten böyle mi acaba?

Makas açıldıysa Galatasaray'ın gerek Fatih Terim döneminde gruplarda, gerek Torrent yönetimindeki iki Barcelona maçını nereye koyacağız?

Ya da makas açıldıysa Beşiktaş'ın gruptaki üç rakibinin de şu an Avrupa Kupaları'ndan elenmiş olmasını? Hadi Sporting'i kenara ayıralım, onlar City'ye elendi ki City yerine başkabir takım olsa zorlayabilir hatta üstü tura bile çıkabilirlerdi.

Ama Dortmund, Rangers'a, Ajax, Benfica'ya elendi..

Bunu nereye koyacağız..

Gerçekten açılan bir makas mı var yoksa bizim zihniyetimizi ve bu zihniyete mensup yerli hocaları mı değiştirmemiz gerekiyor..

Cevap gayet açık..

Domenec Torrent, umarım yeni sezonda da Galatasaray'ın başında olur ve Barcelona maçlarında kazanılan özgüven yeni sezonunun ateşleyicisi olur.

Kendisine Türk Futbolu için ok ihtiyacımız var!

Bu sebeple savunmaya devam!

Yorumlar